Linux’un en kotu tarafi taraftarlaridir. Hani su kraldan cok kralci olanlar, cekirdek hakkinda Linus Torvalds’in bile sikayet ettigi seylerden bahsedince seni Linux dusmani yapanlar falan. Bir de bir kullanicinin yasadigi donanim veya disk bolumleme ile ilgili verilen degismez cevap vardir ki, tadindan yenmez: “Sen becerememissindir. Arastirsaydin, kesin cozum bulurdun. Bu senin sucun.”
Sanirsin Linux gokten indi, hatasizdir. Ama kiminle konustugunun farkinda degildir dangalak.
Pazar gunu New York’ta Beacon Theatre’da Video Games Live 2009 konserindeydik. Arada sirada yaptigim salakliklardan birisi olan “pilleri sarj edilmemis fotograf makinesi tasima” salakligini tekrar yaptim. Bu nedenle istedigim gibi fotograf cekemedim. Cekebildiklerim ise asagida:
http://picasaweb.google.com/yasarix/VideoGamesLive2009NewYork#
Bugun Donanim Haber forumunda yeni bir Linux kullanicisi, Ubuntu’da ATI surucusunu yukledikten sonra goruntu karincalanmasi problemi yasadigindan ve bu yuzden Ubuntu’yu tekrar kurmak zorunda kaldigindan bahsediyordu. Ek olarak Windows’taki gibi sistemi “Guvenli Mod”da baslatabilecek bir yontemin olup olmadigini soruyordu.
Simdi bir dusunelim. Bir yeni bir isletim sistemini denemek icin kuruyorsunuz. Ekran karti ureticinizin resmi suruculerini indirip kuruyorsunuz ve goruntude problem cikiyor. Hadi burada sucu ATI’ye attik diyelim. Ama boyle bir durumda kurdugunuz isletim sisteminin size, bir onceki ayarlara donme ya da en azindan sorunu cikaran surucuyu kaldirabilme secenegini sunmasi gerekiyor. Maalesef Ubuntu boyle bir secenek sunmuyor.
Tamam, tamam, Ctrl + Alt + F1′e basip konsola dusmeyi, sonra GDM’yi durdurmayi ben de biliyorum. Ama Ubuntu son kullanicilari hedef alan bir masa ustu isletim sistemi degil mi? Evet. O halde bir son kullanicidan konsola dusup, orada tekrar kullanici adi ve sifresi girip GDM’yi durdurmasini ve bir metin dosyasini duzenleyerek veya cesitli komutlar girerek bir surucuyu kaldirmasini nasil bekleyebilirler? Bunun yerine ayni Windows’ta oldugu gibi bir “Guvenli Mod” secenegi ile sistemi herhangi bir surucu yuklenmeden baslatmak ve orada yine VESA surucusuyle grafik arayuzunu acip, kullanicinin ayar yapabilmesini saglamak daha iyi olmaz mi? Boylelikle hem bilen ve isteyen yine konsoluna duser, istedigini yapar, hem de bilmeyen rahatlikla sistemini acabilir ve sorunu yine herhangi bir komut bilmek zorunda olmadan eski haline geri getirebilir.
Denilebilir ki, “Linux farkli bir sistem, Linux kullaniyorsan komut bileceksin, X Window ayar dosyasini degistirmekten anlayacaksin vs. vs. vs.” Ama o zaman sormazlar mi adama masaustunde isin ne diye?
Cristian, mobil uygulamalar uzerine calisan bir programcidir. Daha once Wap sitesinin gelistirmesi ve guncellemeler ile ugramisken, sonra Android icin yazilim gelistirmis, simdi ise sirket ondan iPhone uygulamasi gelistirmesini istemistir. Ancak malumunuz olacagi uzere Apple’in iPhone uygulamalari konusundaki politikasi yuzunden, Cristian’in isi simdilik rafa kaldirilmistir. O rahat calissin diye Wap sitesi ile ilgili operasyonlar da Web ekibine verilmis oldugu icin, Cristian adeta sadece ogrenmek icin oradadir. Ustelik bir de Cristian, en yogun calisilan “geri plan uygulamalari” bolumu gelistiricileri ile ayni calisma alaninda oturdugu icin daha da bir tuhaf kacmaktadir.
Birgun geri plan programcilarindan Indu dayanamaz ve sorar:
Indu: Su senin iPhone uygulamasi ne zaman cikacak?
Cristian: Bilmiyorum, su anda gelistirebilecegim bir sey yok. Vardi aslinda ama Apple istemedi. Ben de sadece kitap okuyup denemeler yapiyorum.
Indu: Yani sirket sana sadece ogrenmen icin mi para veriyor?
Cristian: Sanirim oyle.
Gecen gun de web ekibinden birisi, Cristian’in daha once yazmis oldugu bir kod ile ilgili olarak yaptigi yeni bir duzenlemeyi Subversion kayitlarinda gorur ve ona konuyla ilgili bir e-posta gonderir.
Webci: E-postami aldin mi?
Cristian: Hayir, neyle ilgiliydi?
Webci: Senin bir commitini gordum.
Cristian: Evet, ne olmus? O kodu ben yazmistim.
Webci: Ben senin artik burada calismadigini dusunuyordum.
Evet, lutfen, cik hayatimdan. Seninle uzun zamandir suren bir birlikteligimiz vardi. Seni hep sevdim ve ozellikle web programciliginda hep tercih ettim, hep savundum. Hala daha seni web programciliginda savunabilirim. Ama sen de cok iyi biliyorsun ki 4 yildir web programciligi yerine, “back-end” diye tabir edilen tarafta calisiyorum ve mecburen seni kullaniyorum. Ve sen, back-end’de ayni sabahlari daha ayilamamis kaprisli bir kadin gibisin. Hircin, cirkin, suratsiz ve kaprisli. Seni calismasi uzun surecek bir betik icin kullandigimda sacmaliyorsun. Karsilastirma bildirimlerin bazen dogru calismayabiliyor ve dengesizligin beni cildirtacak noktalara kadar varabiliyor. O kadar oluyor ki, seni tum sunucularin disklerinden silmek geliyor icimden. Ama yapamiyorum.
Python ile ne guzel hayallerimiz vardi. Yeni sistemi sadece Python kullanarak gelistirecektik ve seninle sadece eski platformda calisan servislerin bakimi veya guncellemeleri icin resmi bir iliski kuracaktim. Python ile de tutkulu ve heyecanli bir beraberligimiz olacakti. Ama olmadi. Super is arkadaslarimin yeni bir dil ogrenmek ve kullanmak konusundaki tembellikleri yuzunden, gelistirmekte oldugumuz yeni platformda senden kurtulma planlarim alt-ust oldu. Onlar sayesinde en azindan bir 2 yil daha seni kullanmam gerekecek back-end’de. Ustelik gecenlerde senin yaraticin Rasmus Lerdorf’un Brooklyn’deki PHPTalk’ta soyledigi “PHP web icin tasarlandi, arkaplan icin degil” sozlerine ragmen…
Daha once seninle yazdigim bazi betikleri, sirf uyku tutmadigi icin sabahin korunde bir de Python ile yazmayi denedim. Nerede senin kaprislerin, nerede Python’un uysalligi?…
Web’de yine gorusebiliriz ama arkaplan uygulamalari icin soruyorum: Ne zaman cikacaksin hayatimdan?
Bir programa herhangi bir islevsellik katmadigi müddetçe, programlarin kabuk destegi olmasına hep karsı olmusumdur. Bu konuda yapılmış su yoruma tamamen katılıyorum:
Whenever a programmer thinks, “Hey, skins, what a cool idea”, their computer’s speakers should create some sort of cock-shaped soundwave and plunge it repeatedly through their skulls.
Bütün hafta boyunca gerek yeni projeler, gerek eski projeler ile ilgili degisiklikler için rahatsız ettigim sistem yoneticisi artık beni gordukce yolunu değiştirmeye veya saklanmaya başladı. Bugün de 3. kez odasına baska bir programciyla girip, ellerimi ovusturmaya başlayınca sonunda isyan etti:
SY: Sen bir tatile ciksana
Ben: Olur. Benim için Cristian (yonetici) ile konuşursan neden olmasın?
SY: Neden?
Ben: İznimi kullandım da ondan
SY: Tamam mesele değil, yeter ki sen git.
Aksam üstü yorgun oldugum için 1 kutu Red Bull icmeye kalktım. Şimdi saat sabahın 6’si ve yeni yeni uykum gelmeye basladi. Bakalım uyanabilecek miyim?
CV yazmaktan veya kariyer sitelerindeki ozgecmuis formlarini doldurmaktan oldum olasi hoslanmamisimdir. Kendimi tek bir kaliba uydurarak tanitmaya calismak bana hic dogru gelmiyor. Bugun ilk defa LinkedIn’e giris yaptim ve burada da kendimi belli bir kaliba sokmam istendi. Niyeyse yazacak bir sey bulamadim. Sanki hicbir teknik bilgi, hicbir konuda deneyime sahip degilmisim gibi hissettim kendimi. 10 yillik programcilik bosa gecmis gibi.
Yeni bir hafta başladı yine. Haftaya son derece dinç ve enerjik başlamak isterdim ama imkansız. Otobüste bari uyuyabilseydim…