Aug 232010
 

Son günlerde 11 Eylül saldırılarında yıkılan Dünya Ticaret Merkezi’nin yakınlarına İslam Kültür Merkezi yapılması ile ilgili tartışmaları eminim duymuş ya da takip ediyorsunuzdur. Başkan Obama da dahil olmak üzere bir kısım böyle bir merkezin kurulmasına kimsenin karışamayacağı yönünde fikir beyan ederken, Amerikalılar’ın diğer bir kısmı böyle bir merkezin kurulmasına karşı çıkmadıklarını, sadece başka bir yere kurulmasının daha iyi olacağını söylüyor. Geriye kalanlar, yani Amerikalıların çoğunluğu ise böyle bir merkezin kurulmasına tamamen karşı çıkıyor.

11 Eylül saldırılarının hem Amerikan halkı üzerinde yarattığı şok etkisi ve ardından oluşan tepki, hem de saldırılarda hayatını kaybedenlerin yakınlarının yaşadığı acılar nedeniyle olayın duygusal bir boyutunun oluşu, Amerikalılar’ ın zaten yabancı oldukları bir dünya olan İslam Dünyası’yla bu şekilde tanışmaları ve sistemli yanlış bilgilendirme ve propoganda nedeniyle bu tarz tepkileri hak vermesem de anlamak mümkün. Amerika’da bu konudaki tartışmalar nasıl biter, İslam Kültür Merkezi nereye ve ne zaman yapılır bilinmez ama, İslam kelimesine karşı beslenen korku, tepki ya da nefreti sokakta da hissetmek mümkün.

Çalıştığım iş yeri Dünya Ticaret Merkezi’nin çok yakınında. Jersey City’de yaşadığım için de işe gelmek için haliyle Dünya Ticaret Merkezi’nin hemen yanındaki Path durağında iniyorum. Geçtiğimiz günlerde, Türkiye’den dönmeden önce aldığım birkaç kitaptan biri olan “İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü” adlı kitabı yolda geçen boş vaktimi değerlendirmek için trende okumayı düşündüm. Türkçe olan bu kitabın kapağında yazan ismi Amerikalılar’ın anlaması elbette beklenemezdi ama ismin içerisinde “İslam” kelimesinin geçmesi sanıyorum trendeki birçok kişinin kitaba ve bana uzun süre bakması için yeterliydi. Tabi bu bakışları sokakta yürürken de görmek mümkündü. Asıl ilginç olanı da ofise gitmeden önce kahve almak için girdiğim kafedeki bir kadının son derece rahatsız edici bir şekilde “kim bu ve ne okuyor yabancı bir dilde böyle acaba?” bakışlarıyla dik dik bakmasıydı. Hiçkimsenin bana ağzını açıp bir şey dememiş olmasına rağmen, bakışlar yeterince rahatsız hissetmemi ve İslamofobinin boyutlarını anlamamı sağlamıştı.

Üzerinde “SQL” yazan kitab?n ismini “SOL” diye okuyan “vatansever” gençlerimizin bir bilişimciyi durdurup sorguya çekmeye kalktığı ülkemden sonra böyle bir şeyle karşılaşmak beni bir an için evimde gibi hissettirdi.

İlk sezonunu oldukça beğendiğim Gargoyles adlı çizgi dizide, Goliath’ın insanların hayatını kurtarmış olmalarına rağmen gargoyleların korku, nefret ve aşağılamayla karşılaşmaları üzerine söylediği şu sözler aklıma geliyor:

“İnsanlar anlamadıkları şeylerden korkarlar ve ondan uzak durmaya çalışırlar. Bu onların doğası.”

 Leave a Reply

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

(required)

(required)