Yaşar Şentürk

DonanimHaber forumunda bu konudaki bir basliga yazmistim bunlari. Ama sonra arayip bulmasi zor oluyor, buraya da yazayim.

Isin acigi, Google Chrome ekibi Linux surumunden oldukca sikayetci:

http://blog.chromium.org/2009/06/google-chrome-sandboxing-and-mac-os-x.html

http://code.google.com/p/chromium/wiki/LinuxSandboxing

Linux uzerinde her dagitimda ve kurulumda calisacak bu tarz bir yazilim gelistirmenin zorlayici bir surec oldugundan bahsediliyor. Kullanicinin nasil bir sisteme sahip oldugunu bulmak oldukca zor.

Ilgili OS News haberi:

http://www.osnews.com/story/21608/Chrome_Sandboxing_Easy_on_Mac_OS_X_a_Mess_on_Linux

Again, we see a case where the fragmentation in Linux as a hindrance to companies releasing software for the platform. While Linux’ diversity on all levels is a blessing in that it allows for natural selection and competition, it’s also a curse for developers trying to write an application that can work well on as many distributions as possible. Kabaca cevirisi:
Linux’taki ayrikligin/bolunuklugun sirketlerin bu platform icin yazilim cikarmasina engel oldugu bir durum goruyoruz yine. Linux’un her seviyedeki cesitliligi dogal secilime ve rekabete izin veren bir lutufken, olabildigince fazla dagitimda duzgun calisabilen program yazmaya calisan gelistiriciler icin de buyuk bir izdirap.

Google gibi bir sirketin Linux icin yazilim gelistirmekte sikinti cekiyor olmasi hic iyiye isaret degil. Ozellikle soyle bir gecmise baktiginizda programcilara adam gibi API saglamayan isletim sistemlerine neler oldugunu hatirladigimizda, Linux hakkinda endiselenmemek elde degil.

OS/2′nin tarihten silinmesinin en buyuk nedeni Microsoft’un Windows’u gelistirmis olmasi degil, OS/2′nin gelistirileri kendine cekmeyi basaramamis olmasidir. Bunun da sebebinin IBM’in OS/2 API konusundaki kati ve uzlasmaz tutumu oldugunu unutmamak gerekiyor. Linux cekirdek gelistiricileri “stable_api_nonsense.txt” gibi dosyalar yazmaya devam ederken, Linux kurulu olarak satilan ve kullancilarini da memnun eden masa ustu sistemleri ruyamizda gormeye daha coooook devam ederiz.

Sene 2002. Bir arkadasim ve arkadasimin Windows sistemler uzerinde uzmanlasmis bir sistem yoneticisi olan benden de yasca buyuk kuzeni Meliksah Abi ile muhabbetimiz esnasinda gecen su konusma kulaklarimda cinliyor:
MA: Tamam Linux buyuk sunucularda, web sunucularinda vs. ama, masa ustunde olmaz.
Ben: Mandrake’nin son surumunu (sanirim 8.0 falan) gormedin mi? Ne kadar da kolaylastirmislar her seyi. Birkac sene icersinde Linux kesin masa ustunde de yayginlasacak.
MA: (arkadasima donerek) Ya her sene ayni seyi soyluyor bunlar.
Ben: Biraz bekle, goreceksin.

Sene 2009: Hala tik yok. Evet, tukurdugumu yalamakla mesgulum su siralar.

Surada Slashdot’ta cikan yeni bir Turkiye haberini gorebilirsiniz:

http://yro.slashdot.org/article.pl?sid=09/05/24/208221

Haberde aslinda Samanyolu Haber’deki su baglantidan bir alinti var:

http://www.samanyoluhaber.com/haber-151268.html

Bu haber uzerine de klasik olmak uzere “Buyuk Birader” ve “yeni Londra” endiselerinden bahsedilmis. Ancak asil klasik olan, Slashdot’ta her Turkiye ile ilgili bir haber ciktiginda oldugu gibi, yorumlarin asil konudan sapmasi ve 2 konu uzerinde tartisilmasi:

- Istanbul mu, Constantinople mu?

- Dini yonetim ve Turk ordusunun Yahudiler’in kontrolunde oldugu iddiasi.

Ancak daha onceki Turkiye ile ilgili haberlerde de gordugum gibi sitenin mudavimlerinden Anonymous Coward devrede:

http://yro.slashdot.org/comments.pl?sid=1243911&cid=28080287

Kendisi 1923′te Ataturk onderliginde kurulan Cumhuriyet’ten ve Ataturk prensipleri uzerine kurulu yonetim ve Turk Ordusu’ndan bahsediyor.

Kendisini cok onceleri bir haberde yine boyle klasik tartismalar yasanirken ve yorum yapanlarin “Turkiye Kurtler’i eziyor, calismalarina ve egitim gormelerine izin vermiyor vs.”  seklinde zirvalamasina “Ben cocuklugunu Istanbul’da gecirmis ve universiteye kadar olan egitimini Turkiye’de almis bir Kurt’um. Kimse benim egitimime mani olmadi” diyerek cikismasindan hatirliyorum.

 Ars Technica’da okudugum asagidaki haberde Google’in ozel gunlerde kullanmis oldugu logolarindan (Doodle) rahatsiz olan cesitli gruplardan bahsedilmis:

 http://arstechnica.com/media/news/2009/05/how-googles-cute-doodles-became-satans-pawns.ars

Olay kisaca su:

Google, gectigimiz gunlerde evrim teorisinde insan evrimindeki kayip baglanti olarak bilinen bir ture ait bir fosili simgeleyen bir Doodle kullanmisti. Ancak bu Amerika’daki dinci kesimi pek rahatsiz etmis. Bu kesimlerin onde gelenleri cesitli aciklamalarda bulunmuslar, yine ilgili sitelerde ziyaretciler kizginliklarini dile getiren mesajlar yazmislar.

Birisi “benim babam Yahova, Isa ve Incil yol gostericim vs.” diye zirvalamis, birisi cok sinirlenmis ve o logoyu gordugu anda dizustu bilgisayarini sinirden yere atmis (vah vah) falan filan. Pakistanli birisi de neden Google Ramazan’i falan kutlamiyor demis. Bazilari da neden Sehitleri anma gunleri icin falan Doodle kullanilmadigini sormus, bundan yakinmis, kizmis falan.

Niyeyse kendimi birden Turkiye’de sandim. Yol gostericilerini siralayan kisinin yazdiklarinda isimleri Islam’daki isimlerle degistirin, anma gunleri soylemlerini de Turkiye’ye uyarlayin (“oradakilerin kaci sehit cenazesine gitti?” vs).

Ruslar, uykusuz uykusuz kod yazan, yazdigi kod derlenirken masa basinda 2 dakika kestirmek isteyenler icin harika bir klavye uretmis:

http://i.gizmodo.com/5197114/pillow-keyboard-for-napping-on-the-job

Tatli ruyalar.

Gecenlerde deneme amacli kullanmaya basladigim bir Ipod Nano’ya sarki aktarmak icin haliyle iTunes kullanmam gerekti. Siklikla dinledigim butun sarkilari iTunes’a, oradan da Ipod’a aktardim. Ancak bir sure sonra severek dinledigim bazi sarkilarin hic calmadigini farkedince yaptigim bir kontrolde aslinda bu sarkilarin Ipod’a hic aktarilmamis oldugunu gordum. Oysa bu sarkilar bircok MP3 calarda sorunsuzca dinledigim sarkilardi. iTunes’u tekrar kontrol ettim ve sarkilarin iTunes kutuphanesinde de bulunmadigini gordum. Sarkilari tekrar eklemeye calistim, ama eklenmiyordu.

Daha sonra Songbird ile sarkilari aktarmayi denedim. Ancak bu sefer sarkilar Ipod’a aktarilmis olmasina ragmen, Ipod bu sarkilari calmiyordu. Demek ki zaten burnundan kil aldirmayan Apple’a sarki da begendiremiyoruz artik.

Bugun AppleInsider‘da yayinlanan bir habere gore Apple’in bir “netbook” uretecegi yolunda soylentiler iyice artmis hatta ciddiyet kazanmaya baslamis. Asus’un ilk EEE PC’yi piyasaya surdugu zamani hatirliyorum da. “Sacma sapan bir alet. Tutmaz bu. Kim alir ki?” diyenler vardi.

PCLabs “Neden Linux kullaniyorsunuz?” basligiyla bir anket duzenlemis. Ankete yazilmis yorumlari okurken aklima yillar once Canakkale’ye kisa sureli yaptigim bir ziyarette, Linux kurulu bir sunucuya baglanmak istedigim zaman bir Internet cafe sahibi ile yasadigim bir diyalog geldi.

Virus ve trojanlarin cirit attigi Internet cafe bilgisayarlarina guvenemedigimden yanimda tasidigim Knoppix CD’si ile bilgisayari acip SSH ile sunucuya baglanmak istemistim. Bunu uygun ve basit bir dille Internet kafe sahibine anlattim. Internet cafe sahibinin bana verdigi cevap suydu: “Bizim burada da serverimiz Linux, iki Linux bir arada olursa cakisma yapar, olmaz o yuzden”.

Bazen yapmayi oncelik listenizde cok yukarilara koymadiginiz, bir ara yaparim dediginiz seyler caninizi yakar. Cunku, gec kalmissinizdir ve artik yapamayacaksinizdir.

Cunku, artik gercekten yapacak bir sey yoktur.

Nokia Trolltech’i satin aldigi zaman “aha” demistim, ortalik karisacak. Sonra Qt 4.5′in LGPL olacagini duyduk, sevindik. Son olarak 4.5′in cikisi, Qt Creator gibi bir urunun gelmesi ve bir de asagidaki yazida yazanlar. Oh oh oh, suyundan da koy Nokia.

http://arstechnica.com/open-source/news/2009/03/first-look-qt-45-rocks-for-rapid-cross-platform-development.ars

Donanim Haber Forum’unda bir tartismaya cevap yazarken, yazdigim seyin ayni zamanda bir gunluk girdisi niteligi tasidigini farkettim ve buraya da eklemeyi dusundum.

Gectigimiz Eylul Ayi’nda hem evde kisisel kullanimim, gelistirme, kurcalama vs. gibi ihtiyaclarim icin bir masaustu sistem aldim. Sistem 64 Bit Windows Vista ile geldi. Yaklasik 9 yildir Linux kullanan birisi olarak tabi ki Vista’nin kurulu oldugu bolumu daraltip 64 bit Ubuntu kurdum. Gel zaman git zaman, sistemde bir turlu rahat edemedigim bir sey vardi. Evet, niyeyse tam istedigim performansi vermiyordu. Aslinda veriyordu da Windows Vista sanki bu konuda daha basariliydi. Bu yuzden cok cesitli Linux dagitimlari denedim. Lakin hicbirinde Ubuntu kadar rahat edemedim. Firefox’ta da buyuk bir sorun vardi zaten. Ancak Firefox’taki sorunun kaynagini bulmam cok zor olmadi: Flash Player. Evet, sorunu daha cok Firefox’ta yasiyordum ve Flash Player takilmalara neden oluyordu. Flashblock eklentisiyle, bu sorunu astik. Ama hersey yeni baslamisti.

Gurbet ellerde calisan bir yazilim gelistiricisi olarak Turkiye’deki esim ve ailem ile sesli ve goruntulu iletisimimi Skype ile sagliyorum. Bu iletisimi ev icerisinde rahat bir sekilde yapabilmek icin bir USB Bluetooth aygiti ve bir de Bluetooth mikrofonlu kulaklik aldim. Windows’ta harika calisan bu ikili Linux’ta calismamakta direniyordu. Tirmalamadigim forum, web gunlugu kalmadi. Denemedigim hack kalmadi. En sonunda kulakliktan ses gelmesini sagladim, ancak mikrofondan ses alamadim. Ancak ilginctir, yaptigim ayni ayarla, sirkete ait Lenovo Thinkpad dizustu bilgisayarda kulaklik calisiyordu. USB Bluetooth’tan suphelendim ve Ubuntu uyumluluk sayfasinda da adi gecen bir modelde yeni bir tane aldim. Lakin o da ayni sonucu verdi. Yani sorun USB aygitinda degildi.

Ayni hafta sonu esimle gorusmemi sirketin dizustu bilgisayarinin uzerinden bluetooth kulaklikla yapmaya calistim. Lakin ses bozulmalari cok olmasa da rahatsiz edici duzeydeydi. Lanet olsun dedim ve masaustu bilgisayarimdan Windows uzerinden konustum. Kendi kendime, “peki, bluetooth sistemine verdigim o kadar para simdilik bosa gitmis olsun, normal kulaklikli mikrofonu kullanayim.” dedim. Bu sefer kamerayi actigimda Skype’in cokmeleriyle karsilastim. skype.com’dan indirdigim en guncel Skype’ti bu. Sonra o Skype paketini silip, yerine Ubuntu Medibuntu deposundaki Skype’i kurarak deneme yaptim. Evet, kamera calisiyordu.

Rahatsiz bir insan oldugum icin sorunlu bir sey oldugu zaman kafaya takarim. Onun cozulmesi gereklidir ve cozulmedigi muddetce o sistemi rahat kullanamam. Ortada buyuk bir sorun vardi benim icin. Sabahlari ise gitmeden once kahvalti hazirlarken veya yatagimda miskin miskin yatarken (ki programcilar miskinlikleriyle de unludur) Skype kullanamiyordum.

Kendi kendime soyle dusundum. Esim veya ailemle konusmak istedigimde Windows’a gecebilirdim. Ama, bu sefer bilgisayarda arka planda acik olan her seyi kapatmam gerekiyordu ve bu hic hos degildi. Hmm.

Baska bir sey daha: QT’yi seviyorum ve Python ve QT ile yazilim gelistirme uzerine calisiyor(d)um (sirketteki is yogunlugu evde kod yazmama isteksizligini dogurmadan once). Ancak, Ubuntu’da QT’yi kurduktan sonra bircok gorsel problemle karsilastim. Bunun nedeni QT degil, KDE 4.X’in sistem genelindeki QT ayarlarini etkiliyor olusu ve KDE 4.X’in de henuz yeteri kadar stabil olmayisi. Bu da canimi cok sikti.

O halde Windows kullanabilirdim. Denedim ve kullaniyorum. Herhangi bir sorunum yok. Vista’nin Windows XP’den kotu oldugunu iddia edenleri de anlayamiyorum, zira bir ara Windows Vista’dan XP’ye gecmek bana cok zor geliyor.

Simdi burada bir ara verelim ve soyle dusunelim: 9 yildir Slackware’inden Debian’ina, Vector’unden SuSE’sine Linux kullanmis, hatta bunun buyuk bolumunu sadece Linux kullanarak gecirmis, Linux sunucular uzerinde calisan uygulamalar gelistiren bir adam, evde Windows kullaniyor. Nedeni basit gibi gorunebilir. Ama butun gun sirkette kafa patlatmis birisi olarak aksam eve geldigimde veya hafta sonu dinlenmem gereken bir zamanda cok cesitli seyler icin Linux’ta ayar yapmam gerekmesi beni geriyor, yoruyor.

Linux gerektiginde sanal makine altinda kurulu. Acip kullaniyorum. BSDler gerektiginde de oyle.

Ayrica belirtmek isterim ki, onceden kullandigim simdi ise telefonum yeterli oldugu icin pek kullanmadigimdan satmayi dusundugum (ilgilenen olursa uygun fiyata verebilirim, yakinda Turkiye’ye gelecegim — reklamlar) Nokia N810 Internet Tabletin uzerinde calisan OS 2008 adli sistem bir Linux. Hatta deneme amacli uzerine Debian kurdum, hatta OpenOffice ve Gimp bile calistirabiliyorum. Keza cep telefonumda calisan Android, Linux tabanli bir isletim sistemi. Sirket bilgisayarinda ise Linux kullaniyorum, cunku sirket icin yaptigim isi en iyi Linux ile yapabiliyorum. Yani Linux’u seviyorum, kullaniyorum. Ama evde fazla vakti olmayan birisi olarak evdeki gereksinimlerimle Linux’u dogru durust calistiramadigim icin Linux kullanmiyorum. Daha dogrusu kullanamiyorum.

Devam edelim.
Sirket bilgisayarini kisisel olarak kullanamadigimdan, bir tane netbook alayim dedim. Ama o da ne? Piyasadaki en uygun netbook olan Samsung NC10′da yine en iyi Ubuntu calisiyor ancak o da hem hantal kaliyor, hem de tum ozellikleri gerektigi gibi kullandirtmiyor. Yine benim icin buyuk bir husranla sonuclanan bir macera.

Vazgectim hepsinden. Simdi ise evdeki bilgisayari satmayi ve hafif, uzun sure sarji giden ve rahat bir kullanimi olan bir dizustu bilgisayar almayi dusunmeye basladim. Zaten netbook almak istememin de sebebi ayniydi. Ancak yine sorun istemiyorum. Eger Samsung NC10′da Linux yeteri kadar iyi calisiyor olsaydi hic dusunmez alirdim. Donanim olarak tum oklar bana Macbook’u gosterdi. Zaten uzerinde de sorunsuz bir sekilde bir Unix calisiyor (Mac OS X) ve sarji 4-5 saat kadar suruyor. Bu aksam is cikisinda bir bilgisayar magazasindaki Apple bolumune girdim ve Macbook’u kurcaladim. Hosuma gitti ve muhtemelen alacagim.

Bu hikayeden cikan sonuc Linux kullanmayin degildir. Linux, Internet Tablet’imde de, telefonumda da harikalar yaratiyor. Uygun bir donanim ve ihtiyac eslesmesi oldugunda kisisel masa ustu kullaniminda da iyi. Ancak tersi durumlarda yeterli zaman ve sabriniz yoksa maalesef yaygin bir kisisel kullanim icin henuz cok ham. Yillardan beri hala cok ham. Bunlari yazarken dahi icim aciyor. Ancak bir yandan gelen Windows 7′yi dusunuyorum, bir yandan Apple’in Mac OS X ile olusturdugu kullanici deneyimini dusunuyorum ve uzulerek, belli iyilestirmeler olmadikca, Linux’un kisisel kullanimda belli bir olgunluga ulasmasi icin daha zamana ihtiyac oldugunu dusunuyorum.

Sunucu ve is istasyonlarindan bahsetmiyorum, tamamen kisisel kullanim diyorum. Onceden Linux benim kisisel kullanim ihtiyaclarima tam cevap verirken, simdilerde beni boynu bukuk birakmaya basladi. Cunku ihtiyaclarim degisti ve bu ihtiyaclara cevap verebilecek bir sistem oturtmak icin harcayacak enerjim kalmadi. Birinin ihtiyacina uyan, digerine uymuyor. Birinin ihtiyacina onceden uyan, ihtiyaclar degisince yine uymayabiliyor.

Umarim, cok yakinda bu yazdiklarimi tebessumle hatirlatacak ve tekrar kisisel bilgisayarimda beni Linux’a dondurecek seyler yasarim. Onerilere de acigim.

© 2012 Yaşar'ın Web Günlüğü Suffusion theme by Sayontan Sinha