Yaşar'ın Web Günlüğü

    Yaşar'ın hayat hakkında tuttuğu notlar

    Browsing Posts in Genel

    Son günlerde 11 Eylül saldırılarında yıkılan Dünya Ticaret Merkezi’nin yakınlarına İslam Kültür Merkezi yapılması ile ilgili tartışmaları eminim duymuş ya da takip ediyorsunuzdur. Başkan Obama da dahil olmak üzere bir kısım böyle bir merkezin kurulmasına kimsenin karışamayacağı gönünde fikir beyan ederken, Amerikalılar’ın diğer bir kısmı böyle bir merkezin kurulmasına karşı çıkmadıklarını, sadece başka bir yere kurulmasının daha iyi olacağını söylüyor. Geriye kalanlar, yani Amerikalıların çoğunluğu ise böyle bir merkezin kurulmasına tamamen karşı çıkıyor.

    continue reading…

    Bugün, sevdiğim bir arkadaşım Facebook’ta paylaşmış olduğum bir Richard Dawkins videosunun altına olumsuz yönde bir yorum yazınca, aramızda Evrim Teorisi üzerine bir tartışma başladı. Kendisi son olarak Evrim Teorisi hakkında sıkça sorulan sorulardan oluşan bir mesaj gönderdi. Kendisine vereceğim naçizane cevapları, gerek Facebook’ta forum tadında tartışmanın manasızlığından, gerekse bu soruların sıkça sorulmasından dolayı kendime referans olması ve paylaşmak amacıyla kayıtlı tutmanın iyi olacağı düşüncesi ile buraya yazmak istedim.

    continue reading…

    Şu anda eşim Türkiye’den dönüş yolunda. Ben de uyanık olduğum süre içerisinde uçuşunu takip etmek istedim. Google’da yaptığım aramalar sonrasında birçok uçuş takip sitesini denediysem de verim alamadım, çünkü bu sitelerden bir kısmı uçuş hakkında hiçbir bilgiye ulaşamıyor, diğer kısmı da uçuşu gösterse de uçak halen kalkmamış gibi gösteriyordu. Belki iPhone için düzgün bir uygulama bulurum diye düşünüp, ücretsiz birkaç uygulamayı denediysem de sonuç değişmedi.

    En sonunda Flight Radar 24 adında bir uygulama gördüm. Uygulamanın açıklamasında seçilen bölgedeki hava trafiğini gösterdiği yazılıydı. Denedim ve el yordamıyla (uçağın planlanmış kalkış saati fazla geçmediği için Romanya üzerindeki uçakları tek tek deneyerek) uçağı buldum. Sonra böyle bir program olduğuna göre onların bir de web siteleri vardır diye düşünerek aradım ve http://www.flightradar24.com u buldum. Hatta Web sitelerinde uçağa göre filtreleme özelliği de olduğu için sadece tek bir uçağı takip etmek de mümkün.

    Ek Bilgi: flightradar24.com, sadece Avrupa üzerindeki uçuşları takip edebiliyormuş.

    The Road filminin soundtrack’inden biraz huzunlu enstrumental bir sarki. Uzaklara gitmek istediginizde basa sarip sarip dinleyin.

    Daha tatilden yeni geldim ama, “soyle bir cekip gitsem baska diyarlara, bilmedigim yerlere” diye geciriyorum icimden hala. Ne eve gitmek istiyor canim, ne de evden ise gelmek.

    To the attention of HBO Producers, During the third episode of the television show “The Pacific” which started airing on March 14th, 2010 in the USA, the dialogue between Marine soldier Leckie and the Greek woman is in contradiction with historical facts and aims to offend Turkey in the eyes of the international community. This scene suggests that Turks have invaded and ransacked Izmir.

    First and foremost, we believe that this dialogue has been intentionally included in the script:

    1. Even though a dialogue like this is not present in one of the original books the movie is based on, “Helmet For My Pillow” written by Robert Leckie, Marine Leckie sadly listens to this alleged “invasion” and agrees in the show.

    2. Although the movie decribes WW2, Japan and the United States and the truth about the Pacific front in the 1940’s; the audience is strangely left to see the story of a sacked Anatolian city in the 20’s, which is total fiction.

    Millions of people who don’t know that Izmir was in fact invaded by the Greeks and have no idea about the history behind our country’s struggle to become a free republic might think that Izmir was a Greek city and that it was invaded and sacked by the Turks. In fact, Izmir is a Turkish city where both Greeks and Turks live together and governed by Turkish states since the 14th century.

    Izmir was invaded by the Greek army on May 15,1919; the city was besieged for 3 years, 3 months and 24 days by the Greeks and was saved by the national war waged by the Turkish people on September 9, 1922. In short, Izmir is not a Greek city that was sacked by the Turks, but rather a Turkish city that was sacked by the Greek government.

    And when it comes to the great fire of Izmir, there are various theories. It is said that either the soldiers under Nurettin Pasha, fleeing Greeks or resisting Armenians might be responsible for the fire. In fact, there are some stories that suggest that the fire started in a cathedral where armory that belonged to resisting Armenians blew up. We would like  to stress that it is not ethical to suggest statements in such a certain manner in a situation even when historians don’t agree upon them.

    This scene, which has apparently nothing to do with the entire concept of the show, looks like a clear case of lobbying. Once again, we would like to point out that this situation is blackening the independance struggle of a nation and wish that HBO would not be a mediator for misleading and provocative maneuvers such as this one.

    Original text is here: http://www.ntvmsnbc.com/id/25079800

    2004 yilindan bu yana her yil hayatimda onemli degisiklikler olmustu. Askerlik, kariyer, ABD’ye yerlesmek, evlenmek vs. derken, her yil hep yeni bir seyler olup hayatimin akisi degisiyordu. 1 Ocak saat 00:00′dan itibaren ise 2010′un bana ne getirecegi hep aklimda soru isaretiydi. Ta ki bugune kadar. Bugun farkettim ki, 2010 bana cok buyuk bir sey getirmisti: Gobek.

    Acilen bir sey yapmaliyim!

    Linux’un en kotu tarafi taraftarlaridir. Hani su kraldan cok kralci olanlar, cekirdek hakkinda Linus Torvalds’in bile sikayet ettigi seylerden bahsedince seni Linux dusmani yapanlar falan. Bir de bir kullanicinin yasadigi donanim veya disk bolumleme ile ilgili verilen degismez cevap vardir ki, tadindan yenmez: “Sen becerememissindir. Arastirsaydin, kesin cozum bulurdun. Bu senin sucun.”

    Sanirsin Linux gokten indi, hatasizdir. Ama kiminle konustugunun farkinda degildir dangalak.

    Cristian, mobil uygulamalar uzerine calisan bir programcidir. Daha once Wap sitesinin gelistirmesi ve guncellemeler ile ugramisken, sonra Android icin yazilim gelistirmis, simdi ise sirket ondan iPhone uygulamasi gelistirmesini istemistir. Ancak malumunuz olacagi uzere Apple’in iPhone uygulamalari konusundaki politikasi yuzunden, Cristian’in isi simdilik rafa kaldirilmistir. O rahat calissin diye Wap sitesi ile ilgili operasyonlar da Web ekibine verilmis oldugu icin, Cristian adeta sadece ogrenmek icin oradadir. Ustelik bir de Cristian, en yogun calisilan “geri plan uygulamalari” bolumu gelistiricileri ile ayni calisma alaninda oturdugu icin daha da bir tuhaf kacmaktadir.

    Birgun geri plan programcilarindan Indu dayanamaz ve sorar:

    Indu: Su senin iPhone uygulamasi ne zaman cikacak?

    Cristian: Bilmiyorum, su anda gelistirebilecegim bir sey yok. Vardi aslinda ama Apple istemedi. Ben de sadece kitap okuyup denemeler yapiyorum.

    Indu: Yani sirket sana sadece ogrenmen icin mi para veriyor?

    Cristian: Sanirim oyle.

    Gecen gun de web ekibinden birisi, Cristian’in daha once yazmis oldugu bir kod ile ilgili olarak yaptigi yeni bir duzenlemeyi Subversion kayitlarinda gorur ve ona konuyla ilgili bir e-posta gonderir.

    Webci: E-postami aldin mi?

    Cristian: Hayir, neyle ilgiliydi?

    Webci: Senin bir commitini gordum.

    Cristian: Evet, ne olmus? O kodu ben yazmistim.

    Webci: Ben senin artik burada calismadigini dusunuyordum.

    Bir programa herhangi bir islevsellik katmadigi müddetçe, programlarin kabuk destegi olmasına hep karsı olmusumdur. Bu konuda yapılmış su yoruma tamamen katılıyorum:
    Whenever a programmer thinks, “Hey, skins, what a cool idea”, their computer’s speakers should create some sort of cock-shaped soundwave and plunge it repeatedly through their skulls.