Evdeki HTPC ile dizustu bilgisayarlarimiz icin, DNS cache, Firewall, NAT ve dosya sunucusu gorevi goren bilgisayarda, Ubuntu’da yasadigim sorunlardan biktigim icin bu hafta sonu baska bir isletim sistemi kurmaya karar verdim. Sistemi Ubuntu ile kurmustum cunku, bu isin Linux’ta da ayni Windows’taki gibi GUI ile halledilebilecegini gormek istemistim. Fakat Network Manager’in kafasina gore davranip kablosuz aga bir baglanip, bir baglanmamasi, olmadik zamanda bulamadigim bir nedenden dolayi yasanan baglanti sorunlari (aslinda detayli bakmadim bile. Makine kendisi Internet baglantisinda hicbir hiz sorunu yasamazken, arkadaki bilgisayarlar surnuyordu. Ben evde degilken bu sorun oldugunda esimden bilgisayari yeniden baslatmasini istiyordum ve sorun duzeliyordu) beni pisman etti.
Ubuntu’yu silip yerine Debian kurmayi dusundum once. Ama sonra gozumu karartip, hic sunucu olarak kurma firsati elde edemedigim FreeBSD’yi denemek istedim. Daha once FreeBSD’yi hep incelemek icin kurmus, PC-BSD haric herhangi bir genel amac icin kullanmamistim.
Temel sistemi kurup, geri kalani ise ports’tan kurdum. NAT ayarlari, Samba vs. derken, diger bilgisayarlardan erisilecek dosyalari tutacagim disk bolumu icin kullanacagim dosya sisteminde takili kaldim. Baslangicta ext4 dusundum, ancak FreeBSD’de ext4 destegi konusunda nette celiskili seyler okudugum icin bu fikirden vazgectim. Onun yerine yine ilk defa deneyecegim ZFS’i sectim. Aslinda ZFS bu tarz kullanim icin fazla gibi gorunse de, FreeBSD’yi kurma nedenim, basit de olsa bir sunucu rolunde kullanmak oldugundan benim icin denemeye degerdi.
Sistemi kurmak normalde olmasi gerekenden (Debian ile kursaydim cok daha az zamanimi alirdi) daha uzun surse ve bu nedenle de kurulum surecini verimsiz olarak nitelendirsem de benim icin oldukca ogretici oldu. Sonuc olarak su anda evde sessizce calisan ve HTPC’de bir sey izlemek istedigimde cileden cikip, basina gitmek zorunda birakmayan guzel bir sistem var.
Dün bir önceki gecenin yorgunluğu nedeniyle saat 13:30 gibi uyanabildim. Yatakta bir yarım saat daha keyif yapayım, duş, kahvaltı vs. derken aMule ile Formula 1 videosu indirmeye devam eden bilgisayarımın fan sesinin birden kesildiğini farkettim. Evet! Elektrikler kesilmişti! Yapmam gereken işler vardı ve elektrikler kesilmişti. Bekledim, bekledim bekledima ama yok! Gelmeye de hiç niyetli değildi. Anlaşılan hafta içi akşamları işimi bitirebilmek için bayağı yoğun çalışmam gerekecekti. Sonra markete gitmek için dışarıya çıktığımda tüm caddede elektriklerin olmadığını gördüm. Marketten çıkıp eve geri döndüğümde elektrikler gelmişti.
Hemen bilgisayarımın başına geçip e-postalarımı kontrol ettikten sonra Emacs’ i açıp çalışmaya koyuldum. Emacs’ e yeni yeni alışıyorum. Halen bazı sorunlarım var ama yine de rahatım. Daha henüz Emacs’ i tam olarak kendi kod stilime uygun şekilde kullanamıyorum. .emacs dosyası üzerinde biraz daha çalışmam gerekiyor. ELisp’ i az çok anlamaya başlasam da Emacs’ in ne kadar da güçlü ve ne kadar da çok özelleştirilebilir olduğunun farkındayım. Google’ da .emacs dosyamı düzenlemek için yaptığım aramalarda bulduğum sonuçlardan ve yaptığım birkaç denemeden sonra bunu daha iyi anladım. Wikipedia ve Blogger için de mod buldum. Bunları da uygun olduğum bir zamanda deneyeceğim.
Hafta sonu boyunca yaptığım çalışmalarda çoğunlukla CSS ile uğraştım. O kadar vakit kaybetmeme rağmen uğraştığıma değdi. Çünkü bir sürü yeni şey öğrendim ve sonuçta çok az HTML kodu ile çok iyi özelleştirilebilen kodlar yazabildim.
Bu arada bir de geçenlerde Enlightenmnet DR17 kurdum sisteme. Sonra da irc.freenode.net’ te #fazlamesai kanalında yakaladığım conan’ a ardından da conan’ ın e17 kurup orgazm oluşu esnasında kanala girme gafletinde bulunan darkhunter’ a e17 büyüsü yaptım. Görünüşe göre kurtulamayacaklar
Ben de şuraya ve buraya birer ekran görüntüsü koydum.
Dün gece çalışırken bir arkadaşım ICQ’ dan bana bir mesaj attı. Kendisiyle aynı şirkette çalışıyorduk ve ben ona sürekli Linux/UNIX’ den bahsediyordum. FreeBSD’ nin de lafı geçiyordu arada. Her ne kadar doğru dürüst BSD kullanmışlığım olmasa da ne kadar güçlü ve sağlam bir sistem olduğunun farkındaydım ve bundan bahsediyordum. Meraktan FreeBSD kurmuş bilgisayarına. Kurcalamış etmiş. Şimdilerde ise FreeBSD üzerinde Java ile çalışıyormuş. Ve bana dün gece teşekkür etti. “Sayende oldu, iyi ki kurmuşum” dedi. Aslında benim yaptığım tek şey UNIX’ lerden bahsetmekti. Ama onu heveslendirdiğim için kurmasına ve kullanmasına bir vesile olmuş bu. Tabi bu da beni çok sevindirdi.
Gece boyunca Emacs ile kod yazıp durdum, gözlerim yanıyor.
Artık bu kadar laf yeter. Kolamdan bir yudum daha alayım ve işime devam edeyim.
FreeBSD projesinin nasıl geliştiğini öğrenmek için güzel bir belge.
http://www.enderunix.org/docs/freebsd_history.html