Yaşar'ın Web Günlüğü

    Yaşar'ın hayat hakkında tuttuğu notlar

    Browsing Posts tagged Hayat

    2004 yilindan bu yana her yil hayatimda onemli degisiklikler olmustu. Askerlik, kariyer, ABD’ye yerlesmek, evlenmek vs. derken, her yil hep yeni bir seyler olup hayatimin akisi degisiyordu. 1 Ocak saat 00:00′dan itibaren ise 2010′un bana ne getirecegi hep aklimda soru isaretiydi. Ta ki bugune kadar. Bugun farkettim ki, 2010 bana cok buyuk bir sey getirmisti: Gobek.

    Acilen bir sey yapmaliyim!

    Yeni bir hafta başladı yine. Haftaya son derece dinç ve enerjik başlamak isterdim ama imkansız. Otobüste bari uyuyabilseydim…

    Bazen yapmayi oncelik listenizde cok yukarilara koymadiginiz, bir ara yaparim dediginiz seyler caninizi yakar. Cunku, gec kalmissinizdir ve artik yapamayacaksinizdir.

    Cunku, artik gercekten yapacak bir sey yoktur.

    Bir doktor, hastasinin yakinlarina nasil “Istediginiz yere goturun, sonuc degismez. Yapacak bir sey yok” diyebilir? Bir hayattan vazgecmek nasil bu kadar basit olabilir? Bir doktor nasil olur da bir hayatin kurtarilmasi icin caba harcanmasinin gereksiz olacagini soyleyebilir?

    Peki bu kisiye nasil “doktor” denebilir?

    Evet, evlendim. Dugun ise yaza.

    yaş++

    No comments

    Yaşar->yaş++ /* Gerçi üç gün geçti ama */

    Evet, sözlendim!

    İki hafta önce annem şiddetli baş ağrıları çekmeye başladı. Bu baş ağrıları 1-2 gün devam edince bir sabah hastaneye götürdük. Orada yüksek tansiyonu olduğu söylendi ve önlemek için de iğne yapıldı. Annem eve geldikten kısa bir süre sonra Çanakkale’den gelen bir telefonla anneannemin durumunun kötü olduğunu öğrendik. Kendini o gün yapılan iğnenin etkisiyle iyi hisseden annem, o akşam tüm karşı çıkmalarıma rağmen babam ile birlikte anneannemi görmek için Çanakkale’ye gitti. Onlar gittikten 3 gün sonra da anneannemin vefat haberini aldık.

    Annem ve babam İstanbul’a geri döndüklerinde annemin hali, gitmeden önceki halinden daha kötüydü. Nedenini sorduğumda ise annemin Çanakkale’ye gittiği gün beyin kanaması geçirdiğini ve 3 gün boyunca hastanede kaldığını öğrendim. Biz üzülmeyelim diye telefonda “evdeyiz, iyiyiz” şeklinde cevap verip bizden gizlemişler hep. Anneme hastanede ne şekilde bir tedavi uygulandığını tam olarak bilemediğim için bayram günü burada kontrol ettirmek için telefonla orayı burayı arayıp durdum. Sonunda bir doktorun telaş edecek bir şey olmadığını ama sürekli kontrol edilmesi gerektiğini söylemesiyle bir nebze olsun rahatladım. Bu hafta da çeşitli kontroller yapılıyor ve sağlık durumu iyi görünüyor. İnşallah herhangi bir sorun olmadan bu problemi de atlatacak ve tamamen iyileşecek canım annem.

    Tabi bütün bunlar olurken yaşanan moral bozukluğu ve endişe başka şeylere de yansıyor. İnsan işine tam olarak konsantre olamıyor. Ama artık geçti gibi görünüyor. Şimdi aksayan işleri yoluna sokma zamanı.

    Not: Bir baş ağrısı hissettiğinizde lütfen önemseyin. Telaşlanın demiyorum. Sadece önemseyin ve dinmiyorsa hemen bir sağlık kuruluşuna başvurun.

    Colin McRae
    Resmi olarak duyurulmasa da, birçok web sitesinde efsanevi ralli pilotu Colin McRae’in bir helikopter kazası sonucu hayatını kaybettiğine dair haberler mevcut.

    Küçüklüğünden beri McRae ismini duyan, televizyonda Subaru’ları parçalayışını, o inanılmaz hızını izleyip hayran olan birisi olarak çok üzgünüm.

    http://news.bbc.co.uk/2/hi/uk_news/scotland/glasgow_and_west/6996860.stm
    http://www.telegraph.co.uk/news/main.jhtml?xml=/news/2007/09/15/ncopter115.xml

    Zıtlıklar şehri İstanbul.

    Daha önce hiç bu kadar uç noktaları bir arada görmemiştim. Ta ki İstanbul’a gelene kadar.

    Bu akşam iş çıkışı Taksim’e doğru yürürken bir kadın ve küçük çocuğunu gördüm. Çocuğuna almak için o tek satılan küçük sakızların fiyatını sorup, hesap yapıyordu. Diğer tarafta da Starbucks’da kahvesini yudumlayan insanları gördüm. İki farklı dünya görmüş gibiydim sanki.