Yaşar'ın Web Günlüğü

    Yaşar'ın hayat hakkında tuttuğu notlar

    Browsing Posts tagged Linux

    Linux’un en kotu tarafi taraftarlaridir. Hani su kraldan cok kralci olanlar, cekirdek hakkinda Linus Torvalds’in bile sikayet ettigi seylerden bahsedince seni Linux dusmani yapanlar falan. Bir de bir kullanicinin yasadigi donanim veya disk bolumleme ile ilgili verilen degismez cevap vardir ki, tadindan yenmez: “Sen becerememissindir. Arastirsaydin, kesin cozum bulurdun. Bu senin sucun.”

    Sanirsin Linux gokten indi, hatasizdir. Ama kiminle konustugunun farkinda degildir dangalak.

    Bugun umask ile ilgili ilginc bir sey gordum. Normalde konsolda umask yazinca karsiniza 0022 gibi bir deger cikacaktir. Buradaki ilk 0 sticky bit hanesi, diger sayilar ise sahip, grup ve diger kullacilar haneleri icindir. Sirketteki gelistiriclerden birinin hesabindaki umask degerini 0002 yapmak istedim. Ancak ilginc bir seyle karsilastim. umask ciktisina aldanip .bash_profile dosyasinda umask 0002 yazdim ve dosya olusturmak istedigimde dosyanin erisim izinlerindeki grup ismi yerine 512 seklinde bir deger gordum. Kullanicinin bulundugu on tanimli grubun gid’si 514 idi ve 512 gid’sine sahip bir grup da yoktu. .bash_profile’daki umask 0002 satirini umask 002 seklinde degistirince bu sorun ortadan kalkti. Sistem ilginc bir sekilde umask degerini kullanicinin gid’sinin degerinden cikarip ortaya cikan sonucu, dosyanin sahibi olan grup olarak atamisti. Belki de sorun creat() cagrisiyla ilgili bir seydir. Bu durumu gordugum sistem Linux’ta idi. Ancak sirkette herhangi bir BSD olmadigi icin denemis degilim.

    Ek: Ayni seyi Mac OS X’de denedigimde umask olmasi gerektigi gibi calisti ve dosyanin gid’si degismedi. Sorun Linux’a ozel.

    Ek-2: Ayni seyi 2.6.26 surumlu cekirdege sahip bir Debian ile denedigimde de umask olmasi gerektigi gibi calisti ve dosyanin gid’si degismedi. Sorun denedigim makine uzerindeki 2.6.18 cekirdeginde veya makine uzerindeki CentOS’de (ya da Red Hat tabanli diger sistemlerde de olabilir.

    Evet, ciddiyim: http://www.osnews.com/story/22225/RMS_De_Icaza_Traitor_to_Free_Software_Community

    Google sonunda merakla beklenen Google OS’u yani Google Chrome OS’u duyurdu:

    http://googleblog.blogspot.com/2009/07/introducing-google-chrome-os.html

    Tam yatmaya hazirlanirken bilgisayar basindan kalktigim 5 dakikalik zaman dilimin boyle bir bombayi patlatmak icin kullanan Google, sistemin Linux cekirdegini kullanacagini ve daha cok web’e dayali teknolojiler ile uygulama gelistirilecegini soyluyor. Buradan sunu cikarabiliriz:

    Linux+GNU tools (belki)+Google sistem araclari ve suruculer+XWindow or FrameBuffer+Google Chrome+HTML 5+Google Gears=Chrome OS

    Yakin zamanda HTML 5 ve Google Gears’in duyurulmus olmasi, boyle bir seyin ortaya cikacaginin habercisi olsa da cok da yeni bir fikir degil. Zira bundan yillar once Byzantine OS diye bir isletim sistemi, Linux cekirdegini kullanarak Mozilla Chrome (isimler ayni :) )’yi bir uygulama platformu olarak kullanmisti:

    http://byzgl.sourceforge.net/wiki/index.php/Main_Page

    Google’in bu isletim sistemini 1 yil onceden duyurmasina ragmen, ellerinde hali hazirda (alfa surumu de olsa) calisan bir sistem olduguna eminim. Ayni sey android’de de olmustu. Duyuruyu yapmislar ve kisa bir sure sonra da SDK’si yayinlanmis ve Android Developer Challenge duyurulmustu. Yakin zamanda Windows 7′nin geliyor olusu ve Windows 7′nin Netbook piyasasi icin Windows XP devrinin kapanisina isaret olusu, hali hazirdaki ION platformu ve Intel’in yeni Atom serisi gibi gelismelerin yaninda, “ben de buradayim” dercesine yapilmis bir duyuru gibi duruyor. Ayrica HML 5′in ve Gears’in kullaniminin, bu isletim sistemi piyasaya cikmadan once yayginlasmasi icin bir sebep, bir ivme veya bir motivasyona ihtiyac vardi :)

    Ayrica Chrome OS Linux cekirdegi kullaniyor olmasina ragmen muhtemelen ayni Android gibi Linux dagitimi olarak sinifinlandirilamayacak bir sistem olacaktir. Google’in Android yerine Chrome OS’u cikariyor olmasinin nedeni de bana gore Android’i mumkun oldugunca kucuk ve basit tutup, mobil aygit piyasasinin disina cikarmak istemeyisi olabilir.

    Her ne kadar Google Blog’da “var olan yaygin web teknolojileri kullanilacak” dense de yakinda bir veya en azindan bu sistem ile de duzgun calisacak uygulamalar gelistirmeyi saglayan bazi araclar ve dokumanlar duyrulacaktir.

    Bekleyip gorelim bakalim.

    Bu arada olan benim uykuya oldu. Isten gec cikmis, zaten bilgisayarin basinda da gec saate kalmisken bu haberi gorunce iyice yatamaz hale geldim.  Bakalim 4 saatlik uykuyla sabaha nasil kalkacagiz?

    DonanimHaber forumunda bu konudaki bir basliga yazmistim bunlari. Ama sonra arayip bulmasi zor oluyor, buraya da yazayim.

    Isin acigi, Google Chrome ekibi Linux surumunden oldukca sikayetci:

    http://blog.chromium.org/2009/06/google-chrome-sandboxing-and-mac-os-x.html

    http://code.google.com/p/chromium/wiki/LinuxSandboxing

    Linux uzerinde her dagitimda ve kurulumda calisacak bu tarz bir yazilim gelistirmenin zorlayici bir surec oldugundan bahsediliyor. Kullanicinin nasil bir sisteme sahip oldugunu bulmak oldukca zor.

    Ilgili OS News haberi:

    http://www.osnews.com/story/21608/Chrome_Sandboxing_Easy_on_Mac_OS_X_a_Mess_on_Linux

    Again, we see a case where the fragmentation in Linux as a hindrance to companies releasing software for the platform. While Linux’ diversity on all levels is a blessing in that it allows for natural selection and competition, it’s also a curse for developers trying to write an application that can work well on as many distributions as possible. Kabaca cevirisi:
    Linux’taki ayrikligin/bolunuklugun sirketlerin bu platform icin yazilim cikarmasina engel oldugu bir durum goruyoruz yine. Linux’un her seviyedeki cesitliligi dogal secilime ve rekabete izin veren bir lutufken, olabildigince fazla dagitimda duzgun calisabilen program yazmaya calisan gelistiriciler icin de buyuk bir izdirap.

    Google gibi bir sirketin Linux icin yazilim gelistirmekte sikinti cekiyor olmasi hic iyiye isaret degil. Ozellikle soyle bir gecmise baktiginizda programcilara adam gibi API saglamayan isletim sistemlerine neler oldugunu hatirladigimizda, Linux hakkinda endiselenmemek elde degil.

    OS/2′nin tarihten silinmesinin en buyuk nedeni Microsoft’un Windows’u gelistirmis olmasi degil, OS/2′nin gelistirileri kendine cekmeyi basaramamis olmasidir. Bunun da sebebinin IBM’in OS/2 API konusundaki kati ve uzlasmaz tutumu oldugunu unutmamak gerekiyor. Linux cekirdek gelistiricileri “stable_api_nonsense.txt” gibi dosyalar yazmaya devam ederken, Linux kurulu olarak satilan ve kullancilarini da memnun eden masa ustu sistemleri ruyamizda gormeye daha coooook devam ederiz.

    Sene 2002. Bir arkadasim ve arkadasimin Windows sistemler uzerinde uzmanlasmis bir sistem yoneticisi olan benden de yasca buyuk kuzeni Meliksah Abi ile muhabbetimiz esnasinda gecen su konusma kulaklarimda cinliyor:
    MA: Tamam Linux buyuk sunucularda, web sunucularinda vs. ama, masa ustunde olmaz.
    Ben: Mandrake’nin son surumunu (sanirim 8.0 falan) gormedin mi? Ne kadar da kolaylastirmislar her seyi. Birkac sene icersinde Linux kesin masa ustunde de yayginlasacak.
    MA: (arkadasima donerek) Ya her sene ayni seyi soyluyor bunlar.
    Ben: Biraz bekle, goreceksin.

    Sene 2009: Hala tik yok. Evet, tukurdugumu yalamakla mesgulum su siralar.

    PCLabs “Neden Linux kullaniyorsunuz?” basligiyla bir anket duzenlemis. Ankete yazilmis yorumlari okurken aklima yillar once Canakkale’ye kisa sureli yaptigim bir ziyarette, Linux kurulu bir sunucuya baglanmak istedigim zaman bir Internet cafe sahibi ile yasadigim bir diyalog geldi.

    Virus ve trojanlarin cirit attigi Internet cafe bilgisayarlarina guvenemedigimden yanimda tasidigim Knoppix CD’si ile bilgisayari acip SSH ile sunucuya baglanmak istemistim. Bunu uygun ve basit bir dille Internet kafe sahibine anlattim. Internet cafe sahibinin bana verdigi cevap suydu: “Bizim burada da serverimiz Linux, iki Linux bir arada olursa cakisma yapar, olmaz o yuzden”.

    Donanim Haber Forum’unda bir tartismaya cevap yazarken, yazdigim seyin ayni zamanda bir gunluk girdisi niteligi tasidigini farkettim ve buraya da eklemeyi dusundum.

    Gectigimiz Eylul Ayi’nda hem evde kisisel kullanimim, gelistirme, kurcalama vs. gibi ihtiyaclarim icin bir masaustu sistem aldim. Sistem 64 Bit Windows Vista ile geldi. Yaklasik 9 yildir Linux kullanan birisi olarak tabi ki Vista’nin kurulu oldugu bolumu daraltip 64 bit Ubuntu kurdum. Gel zaman git zaman, sistemde bir turlu rahat edemedigim bir sey vardi. Evet, niyeyse tam istedigim performansi vermiyordu. Aslinda veriyordu da Windows Vista sanki bu konuda daha basariliydi. Bu yuzden cok cesitli Linux dagitimlari denedim. Lakin hicbirinde Ubuntu kadar rahat edemedim. Firefox’ta da buyuk bir sorun vardi zaten. Ancak Firefox’taki sorunun kaynagini bulmam cok zor olmadi: Flash Player. Evet, sorunu daha cok Firefox’ta yasiyordum ve Flash Player takilmalara neden oluyordu. Flashblock eklentisiyle, bu sorunu astik. Ama hersey yeni baslamisti.

    Gurbet ellerde calisan bir yazilim gelistiricisi olarak Turkiye’deki esim ve ailem ile sesli ve goruntulu iletisimimi Skype ile sagliyorum. Bu iletisimi ev icerisinde rahat bir sekilde yapabilmek icin bir USB Bluetooth aygiti ve bir de Bluetooth mikrofonlu kulaklik aldim. Windows’ta harika calisan bu ikili Linux’ta calismamakta direniyordu. Tirmalamadigim forum, web gunlugu kalmadi. Denemedigim hack kalmadi. En sonunda kulakliktan ses gelmesini sagladim, ancak mikrofondan ses alamadim. Ancak ilginctir, yaptigim ayni ayarla, sirkete ait Lenovo Thinkpad dizustu bilgisayarda kulaklik calisiyordu. USB Bluetooth’tan suphelendim ve Ubuntu uyumluluk sayfasinda da adi gecen bir modelde yeni bir tane aldim. Lakin o da ayni sonucu verdi. Yani sorun USB aygitinda degildi.

    Ayni hafta sonu esimle gorusmemi sirketin dizustu bilgisayarinin uzerinden bluetooth kulaklikla yapmaya calistim. Lakin ses bozulmalari cok olmasa da rahatsiz edici duzeydeydi. Lanet olsun dedim ve masaustu bilgisayarimdan Windows uzerinden konustum. Kendi kendime, “peki, bluetooth sistemine verdigim o kadar para simdilik bosa gitmis olsun, normal kulaklikli mikrofonu kullanayim.” dedim. Bu sefer kamerayi actigimda Skype’in cokmeleriyle karsilastim. skype.com’dan indirdigim en guncel Skype’ti bu. Sonra o Skype paketini silip, yerine Ubuntu Medibuntu deposundaki Skype’i kurarak deneme yaptim. Evet, kamera calisiyordu.

    Rahatsiz bir insan oldugum icin sorunlu bir sey oldugu zaman kafaya takarim. Onun cozulmesi gereklidir ve cozulmedigi muddetce o sistemi rahat kullanamam. Ortada buyuk bir sorun vardi benim icin. Sabahlari ise gitmeden once kahvalti hazirlarken veya yatagimda miskin miskin yatarken (ki programcilar miskinlikleriyle de unludur) Skype kullanamiyordum.

    Kendi kendime soyle dusundum. Esim veya ailemle konusmak istedigimde Windows’a gecebilirdim. Ama, bu sefer bilgisayarda arka planda acik olan her seyi kapatmam gerekiyordu ve bu hic hos degildi. Hmm.

    Baska bir sey daha: QT’yi seviyorum ve Python ve QT ile yazilim gelistirme uzerine calisiyor(d)um (sirketteki is yogunlugu evde kod yazmama isteksizligini dogurmadan once). Ancak, Ubuntu’da QT’yi kurduktan sonra bircok gorsel problemle karsilastim. Bunun nedeni QT degil, KDE 4.X’in sistem genelindeki QT ayarlarini etkiliyor olusu ve KDE 4.X’in de henuz yeteri kadar stabil olmayisi. Bu da canimi cok sikti.

    O halde Windows kullanabilirdim. Denedim ve kullaniyorum. Herhangi bir sorunum yok. Vista’nin Windows XP’den kotu oldugunu iddia edenleri de anlayamiyorum, zira bir ara Windows Vista’dan XP’ye gecmek bana cok zor geliyor.

    Simdi burada bir ara verelim ve soyle dusunelim: 9 yildir Slackware’inden Debian’ina, Vector’unden SuSE’sine Linux kullanmis, hatta bunun buyuk bolumunu sadece Linux kullanarak gecirmis, Linux sunucular uzerinde calisan uygulamalar gelistiren bir adam, evde Windows kullaniyor. Nedeni basit gibi gorunebilir. Ama butun gun sirkette kafa patlatmis birisi olarak aksam eve geldigimde veya hafta sonu dinlenmem gereken bir zamanda cok cesitli seyler icin Linux’ta ayar yapmam gerekmesi beni geriyor, yoruyor.

    Linux gerektiginde sanal makine altinda kurulu. Acip kullaniyorum. BSDler gerektiginde de oyle.

    Ayrica belirtmek isterim ki, onceden kullandigim simdi ise telefonum yeterli oldugu icin pek kullanmadigimdan satmayi dusundugum (ilgilenen olursa uygun fiyata verebilirim, yakinda Turkiye’ye gelecegim — reklamlar) Nokia N810 Internet Tabletin uzerinde calisan OS 2008 adli sistem bir Linux. Hatta deneme amacli uzerine Debian kurdum, hatta OpenOffice ve Gimp bile calistirabiliyorum. Keza cep telefonumda calisan Android, Linux tabanli bir isletim sistemi. Sirket bilgisayarinda ise Linux kullaniyorum, cunku sirket icin yaptigim isi en iyi Linux ile yapabiliyorum. Yani Linux’u seviyorum, kullaniyorum. Ama evde fazla vakti olmayan birisi olarak evdeki gereksinimlerimle Linux’u dogru durust calistiramadigim icin Linux kullanmiyorum. Daha dogrusu kullanamiyorum.

    Devam edelim.
    Sirket bilgisayarini kisisel olarak kullanamadigimdan, bir tane netbook alayim dedim. Ama o da ne? Piyasadaki en uygun netbook olan Samsung NC10′da yine en iyi Ubuntu calisiyor ancak o da hem hantal kaliyor, hem de tum ozellikleri gerektigi gibi kullandirtmiyor. Yine benim icin buyuk bir husranla sonuclanan bir macera.

    Vazgectim hepsinden. Simdi ise evdeki bilgisayari satmayi ve hafif, uzun sure sarji giden ve rahat bir kullanimi olan bir dizustu bilgisayar almayi dusunmeye basladim. Zaten netbook almak istememin de sebebi ayniydi. Ancak yine sorun istemiyorum. Eger Samsung NC10′da Linux yeteri kadar iyi calisiyor olsaydi hic dusunmez alirdim. Donanim olarak tum oklar bana Macbook’u gosterdi. Zaten uzerinde de sorunsuz bir sekilde bir Unix calisiyor (Mac OS X) ve sarji 4-5 saat kadar suruyor. Bu aksam is cikisinda bir bilgisayar magazasindaki Apple bolumune girdim ve Macbook’u kurcaladim. Hosuma gitti ve muhtemelen alacagim.

    Bu hikayeden cikan sonuc Linux kullanmayin degildir. Linux, Internet Tablet’imde de, telefonumda da harikalar yaratiyor. Uygun bir donanim ve ihtiyac eslesmesi oldugunda kisisel masa ustu kullaniminda da iyi. Ancak tersi durumlarda yeterli zaman ve sabriniz yoksa maalesef yaygin bir kisisel kullanim icin henuz cok ham. Yillardan beri hala cok ham. Bunlari yazarken dahi icim aciyor. Ancak bir yandan gelen Windows 7′yi dusunuyorum, bir yandan Apple’in Mac OS X ile olusturdugu kullanici deneyimini dusunuyorum ve uzulerek, belli iyilestirmeler olmadikca, Linux’un kisisel kullanimda belli bir olgunluga ulasmasi icin daha zamana ihtiyac oldugunu dusunuyorum.

    Sunucu ve is istasyonlarindan bahsetmiyorum, tamamen kisisel kullanim diyorum. Onceden Linux benim kisisel kullanim ihtiyaclarima tam cevap verirken, simdilerde beni boynu bukuk birakmaya basladi. Cunku ihtiyaclarim degisti ve bu ihtiyaclara cevap verebilecek bir sistem oturtmak icin harcayacak enerjim kalmadi. Birinin ihtiyacina uyan, digerine uymuyor. Birinin ihtiyacina onceden uyan, ihtiyaclar degisince yine uymayabiliyor.

    Umarim, cok yakinda bu yazdiklarimi tebessumle hatirlatacak ve tekrar kisisel bilgisayarimda beni Linux’a dondurecek seyler yasarim. Onerilere de acigim.

    Suradaki habere gore Red Hat yine masaustu sistemler uzerine yogunlasacak ve toplulugu yine ileriye goturecek atilimlar yapacakmis, falanmis filanmis.

    Haberde beni kahkahaya bogan seyse ilk yorum oldu:

    “It will make 2009 the year of the… Oh never mind…”

    Benim bile umidim kalmadi pek.

    Eger Amarok ile muzik calariniza MP3 aktarmak istediginizde DBUS ve HAL ile ilgili bir hata mesaji aliyorsaniz “mediamanager” adli paketi kurup tekrar deneyin.

    Kisisel projelerimi ve deneysel calismalarimi gerceklestirmek icin kendime bir masa ustu bilgisayar aldim. Malumunuz, markali bir bilgisayar aldiginizda isletim sistemini de satiyorlar. Windows uzerinde de calismalarim olacagi icin buna itiraz etmeyip aldim bilgisayari. Haliyle gunluk kullanimim icin Linux kurmam gerektiginden bir adet Ubuntu CD’si indirdim. Hazir onu indirirken, denemek eger begenirsem de gunluk islerimde kullanmak uzere Fedora 9 ve OpenSuSE 11.0 indirdim. Ayrica binada olan kablosuz Internet’ten de faydalanmak uzere bir D-Link WDA-2320 kablosuz ag karti aldim.

    Ag kartinin suruculeri Windows Vista’nin kendisinde mevcut degilmis. Varolan Windows XP suruculerini begenmedigi icin sistemi Ubuntu CD’si ile actim. Ag kartini tanidi ve Internet’ten kartin Vista suruculerini indirip kapattim. Daha sonra Fedora’yi denemek icin kurmaya calistim. Kurulum tamamlandi ama once ekran cozunurlugu ve frenkansi ile ilgili sorunlar yasadim. Sonra da aga baglanma ile ilgili. Daha sonra OpenSuSE’yi denemeye karar verdim. Ne de olsa son surumu oldukca ovuluyordu. Ancak o da benzer sorunlari cikartip nanik yapinca yine Ubuntu’yu kurdum. Ubuntu herseyi taniyip bir de ustune HP klavyemdeki multimedya tuslarini da taniyinca basliktaki lafi ettim. Evet Ubuntu, ozur dilerim, ben essegim.