Feb 032013
 

Birçok yerde programlamaya başlamak isteyenlerin (genellikle lise öğrencileri), hangi programlama dili ile başlamanın daha iyi olacağını sorduklarını görüyorum. Tabi her kafadan bir ses çıkıyor (buraya yazdıklarım da benim kafamdan çıkan sesler) ve soruyu soran da ayrı bir pişman oluyor. Soruyu soranların bir kısmı, sadece merak ettikleri için programlama öğrenmek isterken, bir kısmı da ileride kariyer olarak programcılığı seçmek istiyor. Bazıları da oradan buradan “abi, programcılıkta çok para var, süper bir proğram/site yapsan deli gibi para kazanırsın. Programcılara hem şirketler de manyak gibi para veriyor.”, “olm var ya, Java diye bir şey varmış, öğrenince şirketler havada kapıyormuş” vs. gibi şeyler duyup merak ediyor, “acaba ben de öğrenebilir miyim?” diye heves ediyor. Uzun sayılabilecek bir süredir programcılık yapan birisi olarak o manyak gibi para veren şirketlerle bir türlü karşılaşmış değilim, ama neyse 🙂

Büyük hevesle “ben programlama öğrenmek istiyorum, ne yapmam lazım?” veya “çeşitli programlama dilleri var, hangisini öğrenmeliyim?” diye sorun bir çocuğa, “hoop, biz senelerimizi bu işe verdik, sen bacak kadar boyunla nasıl hemen öyle programlama öğreneceksin? Önce git bakalım üniversiteye, oku adam gibi X’i, Y’yi, zartı zurtu, ondan sonra program yazarsın” diye cevap verip, çocuğun tüm hevesini kıran ruh hastalarını saymazsak, (bana göre) aklı başında cevap veren kişi sayısı çok az oluyor. Çünkü, verilen cevaplar genellikle ya “Java’ da çok para varmış” gibi sadece paraya dayalı ya da herşeyi abartarak “bu işi sonuna kadar öğreneceksen C öğren” tarzı saçmalıklar oluyor. Farklı programlama dillerinin fanatiklerinin de birbirlerine laf atıp, iyice kafa karıştırması da cabası.
Continue reading »

Oct 182009
 

Evet, lutfen, cik hayatimdan. Seninle uzun zamandir suren bir birlikteligimiz vardi. Seni hep sevdim ve ozellikle web programciliginda hep tercih ettim, hep savundum. Hala daha seni web programciliginda savunabilirim. Ama sen de cok iyi biliyorsun ki 4 yildir web programciligi yerine, “back-end” diye tabir edilen tarafta calisiyorum ve mecburen seni kullaniyorum. Ve sen, back-end’de ayni sabahlari daha ayilamamis kaprisli bir kadin gibisin. Hircin, cirkin, suratsiz ve kaprisli. Seni calismasi uzun surecek bir betik icin kullandigimda sacmaliyorsun. Karsilastirma bildirimlerin bazen dogru calismayabiliyor ve dengesizligin beni cildirtacak noktalara kadar varabiliyor. O kadar oluyor ki, seni tum sunucularin disklerinden silmek geliyor icimden. Ama yapamiyorum.

Python ile ne guzel hayallerimiz vardi. Yeni sistemi sadece Python kullanarak gelistirecektik ve seninle sadece eski platformda calisan servislerin bakimi veya guncellemeleri icin resmi bir iliski kuracaktim. Python ile de tutkulu ve heyecanli bir beraberligimiz olacakti. Ama olmadi. Super is arkadaslarimin yeni bir dil ogrenmek ve kullanmak konusundaki tembellikleri yuzunden, gelistirmekte oldugumuz yeni platformda senden kurtulma planlarim alt-ust oldu. Onlar sayesinde en azindan bir 2 yil daha seni kullanmam gerekecek back-end’de. Ustelik gecenlerde senin yaraticin Rasmus Lerdorf’un Brooklyn’deki PHPTalk’ta soyledigi “PHP web icin tasarlandi, arkaplan icin degil” sozlerine ragmen…

Daha once seninle yazdigim bazi betikleri, sirf uyku tutmadigi icin sabahin korunde bir de Python ile yazmayi denedim. Nerede senin kaprislerin, nerede Python’un uysalligi?…

Web’de yine gorusebiliriz ama arkaplan uygulamalari icin soruyorum: Ne zaman cikacaksin hayatimdan?